Donanımlı Antrenör Eksikliği
Yazan: sporgunlugu 20 Ocak 2009, Salı
Can Aydın arkadaşım, eskrimci.com sitesinde Türkiye Eskrim Federasyonu’nun eskrim antrenörü patlaması projesi ve henüz hiçbir turnuvaya sporcu göndermemiş Samsun’un il temsilcisi sayın Mustafa Baran‘ın beden eğitimi hocalarına gönderdiği “eskrim antrenörlüğü kursu” mesajından yola çıkarak çok güzel tespitlerde bulunmuş.
Bugün Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bir köşe yazısında da nitelikli antrenör eksikliğinden bahsediliyor.
Yazıda Togay Bayatlı‘nın bir tespiti dile getirildi: Bayatlı kaliteli yönetici eksikliğine dikkat çekti. Bayatlı, yabancı dil bilmeyen federasyon başkanlarının, çağa ayak uyduramayan antrenörlerin ve onların yönlendirdiği sporcuların ancak şanslarının yardımı ile bir yerlere gelebileceğini söyledi. Donanımlı ve akademisyen antrenör eksikliğine dikkat çekti.
Beden eğitimi öğretmenleri eskrimle ilgili ne biliyorlar? Eline silah almamış insandan eskrim antrenörü olur mu?
Kayıtlara bakınca yüzlerce antrenörümüz, binlerce eskrimcimiz olacak. Peki bunların kaçı başarılı olacak? Kaç antrenör Türk eskriminde çığır açacak? Kaçı eskrimle ilgili son gelişmeleri takip edebilecek donanıma sahip olacak?
İlgili Yazılar
Bölgecilikte Çifte Standart, Antrenörler Arasında Ayırımcılık, Adam Kayırma vs… (Berent Öcek’in Mesajları) (16 Şubat 2009, Pazartesi)
Eskrim Antrenöründe Aranacak Özellikler (Alp Aydın’ın Yazısı) (22 Ocak 2009, Perşembe)
Emil Beck Kimdir? (22 Ocak 2009, Perşembe)
Antrenörlük Kursları (Bir Okuyucunun Yorumu) (20 Ocak 2009, Salı)
Bu yazının yayınlanma tarihi: 20 Ocak 2009, Salı 19:06 ve kategorisi: Türkiye'de Eskrim. Etiketler: antrenör, Eskrim, eskrim antrenörü, eskrim antrenörü kursu, eskrim antrenörlüğü kursu, Mustafa Baran, samsun, Türkiye Eskrim Federasyonu, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, TMOK, togay bayatlı. Bu yazı için tüm yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0 besleme. Siz yorum yapın, veya geri izleme kendi sitenizden.





KILIÇ demiş
Öncelikle bütün eskrim camiasını sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Yıllardır ülkemizdeki antrenör sıkıntısını hep beraber yaşadık,yaşıyoruz ve zannedersem yaşamayada devam edeceğiz.Ben 10 yaşındaykende aynı antrenörler milli takımların kamplarındaydı ben 30uma geliyorum yine aynı antrenörler kamplarda.Bu önemli değil asıl önemli olan kaliteli alternatiflerin olmasına rağmen eski toprakların o yada bu şekilde milli takımlarda görev almasını sağlayan yöneticilerin yaptıkları antrenör seçimleriyle haksız rekabet sağlayarak bu işe emek veren genç antrenörlerin önlerine taş koymasıdır.
Konumuz madem kaliteli antrenör ve 20 küsür ilde açılacak antrenörlük kursları;bende bu konuda konuşmayı Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu Antrenörlük Bölümü öğrencisi olarak kendimde hak bildim.
Öncelikle Antrenörün tanımını yapmak gerekir.Eskrim antrenörü belli bir spor geçmişi ve bir takım başarıları olan, vizyonu, misyonu ve hedefleri olan, belli başlı eğitimleri almış (örn. anatomi,fizyoloji,egzersiz fizyolojisi,spor psikolojisi,kinesiyoloji,travmatoloji,beceri öğrenimi,pedagojisi,gibi),kültürlü, kendini geliştirebilen, çağın eskrimini yakalamış, sporcuyu kendi hırslarına kurban etmeden antrene eden kişidir.
Şimdi siz eskrime gönül vermiş kişilere soruyorum, 20 küsür ilde bu kriterlere uyacak kaç spor insanı var? Yönetimdekiler eskrimi herhalde futbolla karıştırıyorlar. Eskrim köy kahvelerinde izlenip tartışılan ve herkezin antrenör kesildiği bir spor değildir. Eskrim asil sporudur ve bu sporda belli bir düzeye gelmiş sporcular antrenörlük yapabilir. Siz eskrimi telaffuz bile edemeyen hayatında televizyonda bile görmemiş insanlaramı eskrim antrenörlük belgesi vereceksiniz. Eğer amaç buysa sonuç hüsran. Yapacağınız kurslara harcayacağınız emeğe yazık günah.
Size başımdan geçen, şahitlerim olan çok vahim bir olay anlatmak istiyorum.2 yıl önce Ankara’da yapılan 1.Kademe Antrenörlük Kursuna katıldım. Yoğun bir teorik eğitimin ardından uygulama çalışmalarına o dönem adı Ankara Eskrim Klübü olan tesiste başladık. Eğitmenler bizleri branşlarımıza göre ayırdı. Buraya kadar herşey normal. Çalışan flore grubunu izlerken gözüme bir kişi takıldı. Ayağında kösele ayakkabı,altında kot pantolon,üzerinde gömlek ve elinde EPE. Dikkatinizi çekerim bu kişi flore eğitimi sırasında elinde epeyle çalışma yapmaya çalışıyor. Ben o kişiyi hayatımda ilk defa orada gördüm ve o kişi ne hikmetse teorik derslerin hiçbirinede katılmadı. Bu kişi eskrimin “e”sini bile bilmeden antrenörlük sertifikası aldı.
Başka bir örenk.Aynı kursta ben ve arkadaşlarım kılıç çalışması yapıyoruz. Çalışmanın 2.gününde türbanlı bir bayan salona geldi elinde kılıç ve maske ile. Çalışmalara o gün başladı, oysaki biz kursa başlayalı 10 gün olmuştu. O türbanlı bayanda hiç bir teorik eğitim almadan 1 günlük kursla antrenör oldu halbuki o bayan henüz eskrim pozisyonunu bile bilmiyordu.
Şimdi sizlere soruyorum,10larca ilde antrenör kursu açıp camiamıza 10larca cahil antrenörmü kazandırmak daha mantıklı yoksa bu spora yıllarını vermiş, başarılı sporcu geçmişine sahip, kaliteli ve bilgili antrenörlerimizin önünümü açmakmı eskrimimize fayda sağlayacaktır ?
Saygı ve sevgilerimle
yusuf alkan demiş
Gayet guzel bi yazi olmus.Ama benim dusuncem yazini 2 cesit parcaya bolmen yada benim gordugum kadariyla 2 onemli nokta var.
1-Yillardir ayni kisiler milli takimlarda gorev aliyor,neden?bunun nedenini arastirmamiz lazim.
-Gercekten basarililarmi,yoksa sistemsizlikten dolayi boyle gelmis boyle gecer mantigimi.
-Turkiye federasyonu su anki mevcut antrenorlerden daha iyi antrenor yetistiremiyormu?
2-Evet eskrim antrenorlugu futbol yada basketbol gibi spor branslarinin antrenoru gibi olamaz.Sporcuyla birebir calisma yapacagi icin kendisinin eskrimin icinden gelmesi gerekiyor mu?(buda tartisilir bir konu).
Turkiye de bazi yonetimsel sikintilar yuzunden bir cok eskrim yapmis insan antrenorluge gecememistir.
Malesef gelisen gunumuzde hala benim fikrimi tasimayan insan bu isi yapamaz mantigiyla hareket eden yoneticiler var.Insanlarin dusuncelerinden cok yaptiklari ise onem vermek gerektigini bilmemiz gerekir.Yada Ogrenmeye Baslamaliyiz.
Saygi ve Sevgilerimle.
KILIÇ demiş
Sayın Yusuf Alkan;
Cevabını merak etmekte olduğunuz soruları kendi bakış açım ve fikirlerimle yorumlamak isterim.
Yıllardır aynı antrenörlerin milli takımlarda görev almalarının cevabı tabikide başarılı olmaları değildir aksi taktirde sporcularımız uluslararası arenada ülkemizi bir basamak yukarı taşıyabilirler ancak görüyoruzki sporcularımız Balkanların ötesinde pek bir varlık gösteremiyorlar. Tabiki bunun sebepleri sadece kaliteli antrenör meselesi değildir.Sebepler arasında eğitim sistemimiz ve yerinde sayan antrenman metodlarımız yer almakta. Milli takımlarda köksalmış olan antrenörler ülkenin en iyileri değil elbetteki ancak yaptıkları politakalar ve tutumlar sayesinde orada tutunmayı iyi başarıyorlar. Oysaki onların yerine görev yapacak üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun olmuş birbirinden kaliteli, antrenör olabilmek için bütün altyapıya sahip spor insanlarımız var.
Federasyon mevcut antrenörlerden daha iyi antrenörler yetiştiremiyormu diye bir sorunuz var.
Öncelik şu bir gerçekki federasyonlar antrenör yetiştirmezler, spor insanları kendilerini geliştirerek antrenör olablirler.Federasyonun buradaki görevleri;antrenörlere çalışma hakkı vermeleri, altyapı sağlamaları ve onların gelişimine yardımcı olacak seminerler, kurslar düzenlemeleridir.
Şimdi sorunuzu şöyle değiştirerek sormak istiyorum.
Ülkemizde milli takımlarda görev alan mevcut antrenörlerden daha kaliteli antrenörler yokmu?
Elbette var ancak yukarıdaki paragrafta da yazdığım gibi onlar politika yapamıyorlar.
Oysaki Kamil ÖZDEMİR, Can ADIN, Batuhan SARSILMAZ, Berent ÖCEK, Adnan ÖZSANAT gibi bu ülkede yerleri kolay kolay doldurulamayacak sporcu abilerimiz, kardeşlerimiz şuanda antrenörlük yapıyorlar fakat nedense MİLLİ TAKIMLARA hep tutum olarak federasyona yakın olan kişiler çağrılıyor.
Federasyonumuz ülkenin 4 bir tarafında kurslar açacağına, yurt dışından 1.000lerce dolar maaş vererek antrenör getireceğine var olan genç, dinamik, başarılı, vizyon sahibi antrenörlerimizi eskrimde ekol olmuş ülkelere göndererek eğitim sağlasa bence çok daha hayırlı bir iş yapmış olur. Aksi taktirde eskrimin “e”sini bilmeyen bir yığın kalitesiz antrenör ve bir yığında kobay sporcumuz olur.
Federasyonumuzun antrenör kursları açmasına karşı bir görüş savunmuyorum.Savunduğum konu eskrimi hayatlarında görmemiş kişilerin antrenör olarak salonlarda dolaşmasıdır.
Yazmış olduğunuz 2. madde için söylemek istediğim şeyler şunlardır;
Dünya futbolunda iyi futbolcu olan herkez iyi antrenör olamaz bunu ülkemiz futbolundada tarihte gördük ancak futbolda bir isim varki hayatında futbol oynamamış. O kişi FC Porto’yu şampiyonlar ligi şampiyonluğu kazandırmış,Chelsea gibi bir futbol devini çalıştırmış ve şuanda Inter Milan’ın teknik direktörü. O kişi Portekizli Jose Mourinho. Hatırlatırım bu kişi futbol gibi medyatik, anlaşılır, görsel kolaylığı olan bir spor dalındaki o sporu yapmamış olan tek isim.
Oysaki eskrim futboldan çok daha karmaşık, hızlı ve teknik bir spor. O yüzdendir ki eskrimi bilmeyen, sporcu geçmişi olmayan bir kişi bu sporun antrenörü olamaz, olsaydı zaten hiç şüphem yok ki ülkemizde kesin birileri denerdi.
Son olarak;
Federasyon antrenör kursları açsın ve seminerler düzenlesin ancak bunları yoldan geçen aliye veliye ayşeye fatmaya değilde bu işe gönül vermiş belli standartlardaki spordan gelen gençlerimize versin. Sonuçta o antrenörlere yarın çocuklarmızı emanet edeceğiz.
Saygı ve Sevgilerimle
iyiortagolgetirir demiş
Bu Jose Mourinho’ya benzer bir örnek İtalyan Flöre Takımını çalıştıran Stefano Cerioni galiba…
Onunda sporculuk geçmişi yok.
soner demiş
Aynı antrenörlerin ,yıllardır milli takımların başında görülmesinin öncelikli nedeni ,bu antrenörlerin bölgelerindeki oy ları kontrol edebilmesi ve yönlendirebilmesidir.Bu nedenle bu antrenörlere ,liyakat aranmaksızın her federasyon tarafından görev verilir.Bunların içinde öyleleri vardırki kırk yıldır devletten antrenör kadrosuyla maaş alıp,ekonomik olarak eskrimden geçimini temin etmiş ,ancak kendi çocuklarından başka kayda değer eskrimci yetiştirmemişlerdir.
Federasyonların yaptığı daha önemli bir yanlışta,milli takım antrenörlerini belirlemeyip ,her yurt dışı müsabakada farklı antrenörleri takımların başında görevlendirmeleri ve bunları adeta yurt dışı müsabakalarda sıraya koyup yurt dışı görevlere göndermeleridir.Bunun altındada aynen ilk neden gibi seçimlerdeki oy endişeleri,bölgeleri kontrol altında tutma gereksinmeleri yatmaktadır.
soner demiş
Stefano Cerioni ,1984 los Angeles olimpiyatlarında ,bronz madalya almış,altın alan flöre milli takımındada yer almış……
KILIÇ demiş
Sayın İyiortagolgetirir,
Öncelikle yazmış olduğum uzun yazının içerisinde yorum yapılacak onlarca konu var iken sizin gidip Jose Mourinho örneğime takılarak sadece bu konu ile ilgili yazmanız bana enteresan geldi.
Oysaki sizin bundan önce gördüğüm çok uzun yazılarınızda oldu.
Vermiş oludğunuz örnekte İtalyan Flöre Takımı antrenörü Stefano Cerioni bildiğim kadarıyla 1984 Los Angles ve 1988 Seoul olimpiyatlarında madalyası olan bir sporcu idi.
Soner beyin tespitleri kesinlikle doğru.Ben yazımda bu kadar detay vermemiştim ancak Soner Bey söylenmesi gereken herşeyi yazmış. Federasyonların oy kaygıları yüzünden milli takım antrenörlüğünü hak etmeyen bir yığın antrenörü yurt dışına GEZMEYE götürüyor.
Federasyonun oy kaygısı yüzünden yaptığı bu hatalar camiamızdaki istikrarsızlık devam ettiği sürece tekrarlanacaktır.
Saygı ve sevgilerimle
iyiortagolgetirir demiş
Sayın Kılıç,
Öncelikle size bazı kişisel özgürlüklerden bahsetmek isterim. Sitedeki genel yazı akışına bakarsanız, bir yazının yayınlanması için en önemli ve belkide tek şart hakaret içermemesi. Admin sporgunlugu’nun kullanıcıları sürekli uyararak oluşturmaya çalıştığı ve dereceli olarak başardığı konuda bu.
Bu bağlamda, yazdıklarınızda sadece Jose Mourinho örneğine “takılmama” şaşırmamanız gerekir. Kişisel beklentiniz her orjinal fikir ve yorumunuza karşı ve/veya destekçi yorumlar ise, açık sözlü olayım; bu kişi ben değilim. Bir başka deyişle, kişiye hakaret ve saldırı olmadığı sürece tercihim doğrultusunda istediğim konuya yorum yapabilirim.
Ama madem kılıçcısınız, hadi bir yazdığınıza daha “takılayım”…
İlk yorumunuzda, “Ben 10 yaşındaykende aynı antrenörler milli takımların kamplarındaydı ben 30uma geliyorum yine aynı antrenörler kamplarda.” demişsiniz. Varsayımda bulunuyorum, 27-28-29 yaşında olabilirsiniz?
Takibinde, ikinci yorumunuzda “Oysaki Kamil ÖZDEMİR, Can ADIN, Batuhan SARSILMAZ, Berent ÖCEK, Adnan ÖZSANAT gibi bu ülkede yerleri kolay kolay doldurulamayacak sporcu abilerimiz, kardeşlerimiz şu anda antrenörlük yapıyorlar” diye belirtmişsiniz. Verdiğiniz isimlerden en büyüğü şu zamanda 28 yaşında.
Siz şu an da tam olarak kaç yaşındasınız?
Gene Mourinho örneğine “takılayım”: Alman Hoca Emil Beck içinde hocalığa başlamadan önce berberlik yapıyormuş derler. TV’de görüp merak salmış spora….
GOOGLE acaba bu konuda neler söyler bize?
Umarım sizi tatmin edecek uzunlukta bir yazı olmuştur. Konu ile yorumlarınızın samimiyetine inanıyorum. Saydığınız isimleri yakınen tanıyorsanız ve en az 2sine ağabey diyorsanız, benide tanıyorsunuzdur. O zaman benimde sizden nacizane ricam, yorumlarınızda demenize gerek yok; ama en azından görüştüğümüzde bana da ağabey demeniz. Aramızdaki samimiyet dalga dalga artsın, bendini çiğnesin, aşsın. Bizleri takip eden küçüklerimize örnek olsun.
Sevgili KILIÇ, çalışmalara devam, bu ülkenin sizlere, sizin gibi elini taşın altına koyan cesaretli, eleştirel, düşünen, mücadele veren insanlara ihtiyacı var.
Amacımız kitlesel gelişim. Yola devam.
Sporgunlugune katılmadan edemiyorum, bir nick’e sevgili,sayın demek :)
“Sevgili KILIÇ” sanki sağ elime konuşuyorum.
Not: şu aralar biraz yoğunum, okuyupda sizi beklentiye sürükleyen önceki yorumlarım kadar uzun yazılar yazamayacağım. Ama sizinle fikir alış-verişinde bulunmak isterim. Konuyla ilgili veya katkıda bulunabileceğim başka konular varsa bana ulaşabileceğiniz kişisel e-posta adresimi belirtmiştim. Oradan devam ederiz.
Kolay Gelsin
sporgunlugu demiş
Sayın İyiortagolgetirir.
Ben bir konuyu anlamak istiyorum. Siz eskrim yapmayan insanların eskrim hocası olabileceğini mi düşünüyorsunuz?
İtalya, Almanya örnekleri doğru örnekler mi bilmiyorum. Oradaki eskrim kültürü, her defasında temcit pilavı gibi ortaya konan Emile Beck’i yetiştirebilir. Türkiye’de böyle bir hocanın yetişebileceğini düşünüyor musunuz?
Türkiye’de eskrimcilerin hoca olması için yeterli altyapı yokken, dışarıdan gelen insanların kaliteli hoca olabilecekleri iddiası bana akıllıca gelmiyor.
johnaydin demiş
İtalyan flöre çalıştırıcısı Cerioni’nin eskrim geçmişi olmasığını telaffuz etmek bile son derece gülünç.
Cerioni sporculuk dönemindeki başarılarının yanı sıra hırçın özelliğiyle de turnuvalarda kendinden söz ettiren bir sporcu olmuş. Onun hakemlerin üzerine yürüdüğünü, hoş karşılamadığı analizler karşısında pistin üzerine oturup bir süre maçın oynanmasına engel olduğunu hatta bir keresinde o dev fiziğiğle hakemi kavrayıp yukarı kaldırarak duvara yasladığını bile farklı ortamlarda anlatılırken kulak misafiri olmuşumdur.
Emil Beck’in eskrimden gelen biri olmadığını herkes biliyor. Ancak eskrime merak sardıktan sonra da kendini geliştirmek ve işin tekniğini en iyi şekilde öğrenmek için Almanya dışında pek çok eğitime katıldığını da duymuştum. Emil Beck belki tek ve en uç örnek. Acaba Dünya eskriminde kaç tane onun gibi insan var? Google bu soruya da cevap verebilir mi?
Keşke ülkemizde de düzenlenen antrenör kurslarından 1 Emil Beck çıkabilse. Belki o zaman bizim de bir Olimpik Eskrim Merkezimiz olur ve Türk eskrimi aynen Almanya’da olduğu gibi bir çok Dünya ve Olimpiyat Şampiyonları çıkarabilir.
Bu antrenör kurslarındaki amaç elbette Emil Beck’leri bulup eskrime kazandırmak değil. Amaç daha fazla antrenör, yeni iller, yeni kulüpler (içinde bizi yurtdışında temsil edecek eskrimci nasıl olur bilinmez) ve tabii ki yeni delegeler.
Saygılar;
Can Aydın
yusuf alkan demiş
Oncelikle sunu solemek isterim Mourinho ornegine kafamiza yormadan kendi ulkemizde bu ornegi gorebiliriz.Aydan Siyavus kendisi hic basketbol oynamamistir ama basketbol antrenorlugunu gayet iyi yapmistir.Anlayipta yogunlasmak istemedimiz noktada burda eskrim bu tarz bi spor diil.
Evet sayin Kilic dediniz gibi yurtdisindan antrenor getirip o kadar paralar odencene mevcut sistemde elimizin altindaki basarili antrenor olabilcek kapasiteye sahip arkadaslari yurtdisinda egitimlere gondermeliler.Ama bu sadece 1 2 kisi yada 3 4 kisi donerli sekilde olmamali.Basari isteniyosa yada kaliteli bisiler yapmak isteniyo bu insanlar toplam olarak hic bir gelisim kampi kacirmadan egitime gonderilmeli.
Bide universitelerimizde basarili spor adamlarimiz var demissiniz.Ama sorun surdaki bu insanlar eskrimle ugrasmismi?
Eskrim Ulkemize uzak bi spor bir spor ve oylede kalicak.Ozellikle universitelerimize.Bu durumda federasyonun devreye girip universitelerin spor bolumlerinden kontenjan almalari gerekir.Bu sadece milli takim sporculariyla sinirlanmamali.Her milli sporcudan iyi hoca olur yada her basarili eksrimciden iyi hoca olur diye bi kaide yok.
Turkiye eskrimine ve universitlerimizin spor bolumlerinin eskrime bakis acilarini sole derinlemesine bile diil,basitce goz gezdirsek sadece sunu isteyebilir.
Bize Klaiteli yoneticiler verin…
Yurtdisina baktiniz zaman o saydiniz isimlerin yasindaki kisiler hala aktif olarak eskrim yapiyorlar ve gayet basarililar.ve cogunun genclik yilalrida bizim arkadaslarimizinki kadar basarili diildir.Neden belirli yastan sonra bu insanlara sporcu gozuyle diilde antrenor olabilcek gozulyle bakiliyor?
iyiortagolgetirir demiş
Sayın Sporgunlugu,
İlk sorunuza cevabım, evet düşünüyorum.
Temcit pilavı? Her defasında? Ben daha ilk kez isim veriyorum.
İkinci sorunuzun cevabı, Türkiye’de böyle bir hocanın veya buna yakın kalitede ve başarıda bir hocanın yetişebileceğini düşünmüyorum.
Son cümleniz içinde, iddia sahibi ben değilim.
————————————————————————————————
Sayın Johnaydin,
Kılıç’ın yazısında yeterli detay vermeyerek anlattığı, ama Soner’in söylenmesi gereken herşeyi yazdığı yorumda da belirttiği gibi, bölgelerde konumlanmış ve sürekli kadrolardan yararlanarak kendine geçim kaynağı sağlamış ve kendilerinden sonra bu yerlere geçecek, geçmesi beklenen, antrenör olmak isteyen gençlerin önünü tıkayan, tabiri caizse eskimiş kafayapısının kıymete bindirildiği HER federasyon tarafından kullanılan uygulama olduğudur. Yeni bir durum değil yani.
Gene Kılıç’ın yorumunda “Milli takımlarda köksalmış olan antrenörler ülkenin en iyileri değil elbetteki ancak yaptıkları politakalar ve tutumlar sayesinde orada tutunmayı iyi başarıyorlar.” diyerek tarif ettiği köksalmış kadronun karşısına alternatif olarak çıkan ve gene aynı yazıda “Ülkemizde milli takımlarda görev alan mevcut antrenörlerden daha kaliteli antrenörler yokmu?
Elbette var ancak yukarıdaki paragrafta da yazdığım gibi onlar politika yapamıyorlar.” şeklinde tarif edilen kadronun eksiği, yazının içinde belirtildiği gibi politika yapamıyor olmalarıdır.
O zaman, bu altyapı içerisinde kalitesinin ispatı olarak başarılı sporcular yetiştirmesi gereken antrenörün, milli kadroda yer alması için öyle yada böyle bir şekilde politika yapması gerekiyor.
Gene aynı Kılıç’ın ilk yorumunda; kavramsal olarak ideal antrenörün : ” Öncelikle Antrenörün tanımını yapmak gerekir.Eskrim antrenörü belli bir spor geçmişi ve bir takım başarıları olan, vizyonu, misyonu ve hedefleri olan, belli başlı eğitimleri almış (örn.anatomi,fizyoloji,egzersiz fizyolojisi,spor psikolojisi,kinesiyoloji,travmatoloji,beceriöğrenimi,pedagojisi,gibi),kültürlü, kendini geliştirebilen, çağın eskrimini yakalamış, sporcuyu kendi hırslarına kurban etmeden antrene eden kişidir.” tanımlandığını okuyoruz.
Özünde politika, düşüncenin icraata dönüşümüdür. Düşünce özünde bireyseldir. Kabul görür. Kitlesel olur. Böylelikle, tanımın son parçasında yer alan “sporcuyu kendi hırslarına kurban etmeden” özelliği antrenörün insan yetiştirme dışında bir düşünsel faaliyete, takibinde icraata soyunması, diğer bir deyişle politika yapmasına yegane engeldir.
Bu durumda, mevcut ve alternatif kadrolar bir açmazın içindedir. Ne kadar gülünç.
GOOGLE ile alakalı sorunuza gelince, yeterki siz aramayı bilin, tüm soruların cevabı web’te.
Sevgili Can Aydın, KILIÇ’a dedim, adını bile bilmem. Sen benim sayıyla az, sözle öz sevdiğim insanlardan birisin; sana hayli hayli söylerim. Çalışmalara devam, bu ülkenin sizlere, sizin gibi elini taşın altına koyan cesaretli, eleştirel, düşünen, mücadele veren insanlara ihtiyacı var.
Amacımız kitlesel gelişim. Yola devam.
Kolay Gelsin
sporgunlugu demiş
Emil Beck ile ilgili cümlen size yönelik değildir. Birileri her fırsatt çıkıp bu örneği vermektedir. Siz sadece zincirin yeni bir halkası oldunuz.
Beck de üç günlük kursla efsane olmamıştır.
Ayrıca milli takım antrenörü olmak için politika yapmak gerekmemelidir. Başarılı antrenör, görüşüne, siyasi çizgisine bakılmaksızın sadece eskrim bilgisiyle bu makama gelebilmelidir. Ütopya mıdır? Sanmıyorum. Amaç, milli takımın gelişmesi, söz sahibi olması ise federasyon gerektiğinde muhalif çizgideki bir antrenörü takımın başına getirecek kadar açık bilinçli olmalıdır.
Türkiye’deki sistemin yanlış olduğu herkesin kabulüdür. Ancak milli takım antrenörleri hakkında konuşurken genelleme yapmaktan kaçınmak gerekir. Yüzlerce öğrenci yetiştirmiş, kendisi de zamanında çok başarılı olan ve genç diyebileceğimiz yaşta antrenör ağabeylerimiz milli takımda görev almaktadırlar. Onların politika yaparak o mevkiye geldiklerine inanmıyorum.
Dışarıdan gelen hocaların başarılı olabileceği iddiasını savunuyorsunuz diye düşünmüştüm. Verdiğiniz tüm örnekler o iddiayı destekler nitelikteydi.
Eskrim, karate, tekvando gibi bireysel dövüş sporları ile basketbol, voleybol, futbol gibi takım sporlarını karıştırmamak gerekir. Takım sporlarında taktik çok önemlidir. Daha önemlisi, strateji gerekmektedir. Teknik direktörlerin de stratejist olması gerekir. Onların ayağına, eline top değmesi gerekmez. Takım sporlarında teknik direktörün ayrıca teknik takımı vardır. Sporculara teknik çalışmayı bunlar yaptırır. Sporcularla tek tek bunlar ilgilenir. Teknik direktör ise bir çeşit yöneticidir. Oyuncuları tanır. Onların nasıl antrene edileceğine karar verir. Stratejiyi belirler. Onun her oyuncuyla tek tek ilgilenip futbol tekniği öğretmesi beklenmez.
Eskrimde ise antrenör, sporcunun her şeyidir. Sporcu, tekniği antrenörden öğrenir. Karşılıklı çalışmalarla pedagojik eğitim sağlanır. Antrenör hareketleri düzgün bilmiyorsa, bunları sporcusuna doğru öğretmesi mümkün değildir.
Türkiye’de antrenör eğitimi ne yazık ki çağın çok gerisindedir. Bunu sadece eskrim için söylemiyorum. Bir hafta kursa giderek birinci seviye antrenör olunmaktadır. Hatta bazı antrenör adayları teorik derslerden muaf tutulmaktadır. Yeter ki en kısa sürede çok sayıda antrenörümüz olsun.
johnaydin demiş
Konuyla biraz alakasız olacağı için gruptan özür diliyorum!
İyiortagolgetirir beni sayan ve seven bir kişi olduğunu son yorumunda belirtmiş. Ne yazık ki ben kendisinin kim olduğunu bilmiyorum. Kendisinden, kendisini siteye tanıtmasını rica edeceğim.
Nitekim beni tanıyan biriyse belli noktalara gelmek için politika yapmayacağımı da biliyor olması lazım. Kendi yorumunda yazdıklarıyla son bölümde bana sesleniş şekli çelişiyor.
Tekrar rica ediyorum. Lütfen kendinizi tanıtınız!
İyi günler.
iyiortagolgetirir demiş
Sayın Johnaydin,
Söze hepimizin bildiği, hatta bazılarımızın ileri derecede bağlı olduğu eski,anlamlı ve yerinde bir özlü sözü hatırlatmak ile başlayayım.
“söz gider, yazı kalır”
Madem GOOGLE ile başladık, GOOGLE ile devam edelim.
Yorum kelimesinin , arama motorundan aldığımız 15.900.000 sonuçtan birinci gelen (http://www.ebilge.com/139485/Yorum_nedir.html) adresinde tanımlandığı gibi;
yorum:isim
1 . Bir yazının veya bir sözün, anlaşılması güç yönlerini açıklayarak aydınlığa kavuşturma, tefsir.
2 . Bir olayı belli bir görüşe göre açıklama, değerlendirme:
“Böyle bir yorum hiçbir şey öğretmez.”- F. R. Atay.
3 . Gizli veya hayalî olan bir şeyden anlam çıkarma.
4 . Bir ürünün, bir modelin, bir sanat eserinin farklı bir açıdan ele alınarak yeniden oluşturulmuş biçimi, versiyon.
5 . müzik, tiyatro Bir müzik parçasını veya bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlık ve teknikle çalma, söyleme veya oynama.
anlamını taşıdığıdır.
Müzik ve tiyatro ortamında olmadığımıza göre 5. tanımı değerlendirmeye almadan, ilk 4 tanımdan faydalanalım.
Yazdıklarımı tekrar okursanız, tüm metin içerisinde bana ait tek bölüm, konunun gülünç olduğudur. Milli takım antrenörleri, bunlara alternatif oluşturabilecek isimler, bu kadro ve isimlerin durumları, gelişim ve değişim içerisindeki konumları, maruz kaldığı ve/veya uyguladığı tutum ve davranışlar, takibinde bunların doğurduğu sonuçlar; hep (“-”) tırnak içerisinde yazılmıştır. Başka kişilerin tarif,tespit ve yorumlarından alınmıştır.
Diğer bir deyişle, durumun tespiti ve yorumu bütünüyle benim değildir. Kişileri politika yapıp, yapmamakla değerlendiren de ben değilim. Bu durumda sizin belirli konumlara gelmek için politika yapan biri olduğunuzu cümlelere gizleyen ve okuyucuyu bu sonucuna vardıran kişi de ben değilim.
Zaten benim içinde gülünç olan tarafı bu.
Eğer sizi tanıyan insanların, tanıdıkları halde sizin hakkınızda yanlış, isabetsiz ve sizi zor duruma düşürecek açıklamalar yaptığını düşünüyorsanız; SONER ve KILIÇ’tan gruba kendileri tanıtmalarını rica ediniz.
Bundan önceki başlıklarda, takip ettiyseniz, kişilerin isimleri, yerleri, icraatları ile ilgili yapılan yorumlarda,kimlik tespit talebinde bulunan olmamıştır.
Ayrıca, bu tip bir yetki, sadece site admininde vardır.
Ek olarak, ideal antrenör tanımından yola çıkarak, bir antrenörün politika yapmaması gerektiğini vurguladım. O bir tanım, hiçbirimiz mükemmel değiliz ve mevcut durum ve altyapıda ideal,tam, eksiksiz bir antrenör yetişmesi mümkün değildir sonucuna varabiliriz.
Mesela burada kendi yorumumu katayım. Şu an görev alan antrenörlerin çoğundan daha çok bilgi, vizyon, çalışma azmine sahip olduğunuzu düşünüyorum. Klasmanlar incelendiğinde de sporcularınızın başarı elde ettikleri gözüküyor. Ama dediğim gibi, hiçbirimiz mükemmel değiliz.
Bu sebebten sizde kavramsal olarak ideal,tam,eksiksiz bir antrenör değilsiniz. Gene tanımlara dayanarak, ideal olanın politika yapma engeli sizi durduramaz. Ama sizi tanıyan biri olarak, buraya yazayım, grup anlasın. Siz politika yapmazsınız.
Hadi bunların hepsini bir kenara bırakalım, bundan önce tartışıldı. Buraya rumuzlarla yazılanlar gerçek kişileri bağlamaz diye. Ben John adında birini tanımıyorum. O yüzden benden kimliğimi açıklamamı neden rica ettiğinizi anlamıyorum.
Dikkatli bakarsanız, benim sevip,saydığımı söylediğim kişinin adı Can. John değil. Yazdıklarımı tekrarlayayım; Çalışmalara devam, bu ülkenin sizlere, sizin gibi elini taşın altına koyan cesaretli, eleştirel, düşünen, mücadele veren insanlara ihtiyacı var.
Amacımız kitlesel gelişim. Yola devam.
Hadi gene boşvereyim, madem dedim sizi severim, sayarım. Ricanızı kırmayayım. Adımı açıklayayım.
- My name is Mr.Smith. Abraham Smith!
Not: Konuyla alakasız. Doğrudur. Ama gruptan özür dilemenize gerek yok. Çünkü burası grup değil.
Zaten siz yanlış birşey yapmadınızki. Yorum iyidir. Eleştiri içerir. İster menfi, ister müspet. Anlayana gelişim, değişim kısmet.
Duble not: Bugün perşembe. Dün arayacaktın. Unuttun mu?
soner demiş
Aydan Siyavuş, (d. 15 Mayıs 1947 – ö. 11 Ocak 1998) Türk basketbolcu ve basketbol koçu.
Basketbola oyuncu olarak Kadıköyspor’da başladı. 1964 yılında oldukça genç sayılacak bir yaşta basketbol oyunculuğunu bırakarak, teknik direktörlüğe yöneldi ve Kadıköyspor altyapı antrenörlüğüne getirildi. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünü üçüncü sınıfta terk ettikten sonra, İTÜ Basketbol Takımı’na Türkiye Yıldızlar Şampiyonluğu’nu kazandırdı. Türk Milli Basketbol Takımı teknik direktörlüğünün yanı sıra Modaspor, Eczacıbaşı Spor Kulübü, Efes Pilsen, Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Çukurova, Darüşşafaka ve Karşıyaka’yı da çalıştırdı. Son olarak Galatasaray’ı çalıştırdığı dönemde vefat etti.
Türkiye Basketbol Ligi’nde 7 kez şampiyonluk kazanarak en fazla şampiyonluk yaşayan antrenör oldu. [1] Ayrıca 1981 yılında Türk Milli Takımı’nın başındayken Bulgaristan’da düzenenlen turnuvada Yugoslavya’yı yenerek Türkiye’ye Balkan Şampiyonluğu’nu kazandırmıştır.
kaynak vikipedi
sporgunlugu demiş
En iyisi biz sadece eskrimde kalalım. Konudan da sapmayalım.
Eskrim antrenörü nasıl yetiştirilir? Onu tartışalım.
Milli takım antrenörlerinin tayini de ayrı bir sorun. O da tartışılabilir.
Lütfen diğer spor dallarını karıştırmayalım. “Bilgi” vermek isteyenler ise sağlam, güvenilir kaynak göstersinler. Internet sitesinin linkini de paylaşsınlar.
soner demiş
Daha öncede ,bu siteye takma isimle yazanlar kimliğimi açıklamamı söylemişlerdi,hatta aynı ip no su ile değişik isimlerle yazanlarıda spor günlüğü ifşaa etmişti,bende onlara kendi adım ve soyadımla yazıyorum,isteyen yahoo groups’ada bakar anlar demiştim,oradan bakıp bana direk yazanlar bile var….
Hatta bu sahte nickleri kullananlar okadar dalgınki,bir ad ile yazdığı yazıya verilen cevaba ,yazdıkları isimleri karıştırıp diger nicki ile cevap veriyor,yada internette herhangi bir guruba kendi adıyla yazdığı yazıya koyduğu tanıtıcı ikonu ,sahte bir nick ile yazdığı yerede koyuyor.İnternette bir süre dolaşmak onların kim olduğunu ve özelliklerini ortaya çıkarıyor.
sporgunlugu demiş
Bundan sonra sataşma amaçlı mesajları yayınlamayacağım. Toplam 5 mesaj onaylanmamıştır.
Yazarların bilgisine sunarım.
Yazacaksanız eskrimle ilgili yazın! Rahmetli Siyavuş’u, serseri Mourinho’yu işe sokmayın!
Dalga geçmek veya kavga etmek isteyen yazarlar kendilerine başka meşgale bulsunlar.
Eskrim dolu yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
Alp AYDIN demiş
Bir antrenörün sporcu yetiştirebilmesi için bazı bilgi gereksinimleri vardır.
Bunlar antrenman bilgisi, sporcu psikolojisi, fizyoloji, beslenme, doping, ergojenik yardım, pedagoji ve bunun gibi sporcularını doğru bilgiyi aktararak çalışmasını sağlayacağı çok önemli bilgiler içerir.
Ülkemizdeki antrenman programları her sezon uygulanan genel antrenman metodlarıdır oysaki bizim işimiz özelle çünkü eskrim ferdi bir spor. Her antrenörün sezon başlamadan önceki hazırlık devresinde sporcularının kondisyonunu, kuvvetini, dayanıklılığını ve süratini ölçmesi gerekir. Sporcularından topladığı veriler doğrultusunda her sporcusuna farklı antrenman ve beslenme programları hazırlamalıdır. Antrenör bu testleri ortalam 3 ayda 1 tekrarlayarak sporcusunun performansına göre yeni antrenman programları sunmalıdır. Aksi taktirde sporcu performan açısından olduğu yerde sayar ve zaman içerisinde sürantrene olmuş olur buda sporcunun o sezonu kapattığı anlamına gelir.
Bir antrenörün spor psikolojisini iyi bilmesi gerekir, bu antrenöre sezon içerisinde 7/24 yardımcı olacaktır. Sporcular robot değildir aşık olabilirler, sınav stresi yaşayabilirler, ailevi problemleri olabilir işte tam bu noktada antrenörün devreye girerek sporcusunun sorunarını performansının önüne geçmesine izin vermemesi gerekir.
Bir antrenörün fizyoloji bilmesi gerekir çünkü hangi yüklenmede hangi kasların çalıştığı önemlidir. Yanlış bölgeye yapılan yüklenme çok büyük yaralanmalara yol açabilir.
Bir antrenörün sporcu beslenmesini çok iyi biliyor olması gerekir.Kız sporculara farklı, erkek sporculara farklı, ergenlik dönemindeki sporculara farklı, kız sporcuların adet dönemlerinde farklı beslenme programları hazırlanması gerekir. Aksi taktirde sporcu pist üzerinde patlama yapacak enerjiyi bulamaz.
Bir antrenörün doping konusunu çok çok iyi bilmesi gerekir her sene uluslar arası doping komitesi tarafından güncellenen yasaklı maddelerden sporcularını uzak tutması gerekir.Bu hem etik açıdan hemde sporcu sağlığı açısından çok önemlidir.
Bir antrenörün sporcularına verebileceği en önemli ilaç ergojenik yardımlardır.Sporcunun performansını ve yaşantısını doğrudan etkiler ve yasaldır.Sporcu ergojenik yardımlar sayesinde yorgunluk hissini geciktirir, dinlenme süresini hızlandırır.
Bir antrenör spor pedagojisini bilmek zorundadır.Eğer alt yapı çalıştıran bir antrenör ise bu bir elzemdir çünkü işi küçük çocuklarladır.
Sorunu çok uzaklarda aramamıza gerek yok sorun burada aslında. Avrupa bu işi böyle yapıyor biz kolay yoldan yapıyoruz. Sonuç ortada Fransızlar, İtalyanlar, Ruslar, Çinliler, Amerikalılar takır takır oynuyor dereceler alıyor bizde ilk turdan elenip evimize dönüyoruz.
Türk eskriminin yurt dışında başarılı olamamasının nedeni budur. Bütçe yetersizmiş, sporcular yurt dışına yeteri kadar çıkamıyormuş, tecrübe kazanamıyormuş, falan filan. Biz önce şu yukarıda yazdıklarımı yapalım ve türk eskriminin kalitesini yükseltelim ondan sonra yurt dışına çıkar oynarız.
Saygı ve sevgilerimle
yusuf alkan demiş
Soner Bey bilgi icin tesekkurler:)
Berent Öcek demiş
Arkadaşlar öncelikle bu yazıyı yazıp yazmamakta çok düşündüm. Ama federasyonun yaptığı işler konusunda kimileri çok iyi yorumlar yaparken kimileride çok kötü yorumlar yapıyor.Ben size yaklaşık 2 senedir neler yapmaya çalıştığımla ilgili bişeyler yazmak istiyorum. Öncelikle beni şahsen tanıyan arkadaşlarım bilir ki benim eskrim yaptığım il İzmirdi.Yaklaşık 3 senedir de Muğla’nın Bodrum ilçesinde ikamet etmekteyim. 2 senedir de Muğla G.S.İ.M nin hem antrenörlüğünü hemde il temsilciliğini yapmaktayım. önçelikle Muğla ilinde daha önce eskrim yapılmakta idi. ama ben antrenörlüğe başladığımda aktif herhangi birşey yoktu.Benim branşım kılıç olduğu için doğal olarak kılıç çalışmalarına başlamak istedim.yalnız şöyle bir problem vardı.GSİM nin elinde epe ve flore malzemesi vardı.aylarca kılıç malzemesi aradım.Birde malzemeler Muğlada olduğu için bodruma götürmeside baya bir sıkıntı oldu.Bu arada çalışmalarımı Milas ve Bodrumda yapmaya başladım. Okullarda tarama yaptım.sadece Milas İlçesinde ücretsiz 80 tane öğrenci topladım.Elimde ise sadece 1 tane kılıç vardi. hemen hemen hergun federasyona telefon ettim malzeme için. En sonunda Mustafa Kalender Beyle görüşme şansım oldu. Onun cevabıda şu oldu. E madem çocuklar başlamış malzemelerini alacaklar.bende Milas ilçesinin gerçekten çok fakir olduğunu ama kapalı spor salonu olduğunu çalışmaların iyi gittiğini hatta antremanlarda çekilmiş fotoğrafları ve yerel gazetede hakkımızda çıkan foto ve haberleride federasyon çalışanlarına ilettiğimi söyledim.Gerçekten malzeme konusunda yardıma ihtiyacım olduğunu ve çocukların bunu karşılayamıyacaklarını söyledim. en azından antreman kılıcı istediğimi söyledim. çünkü flore epe maskelerini kullanma niyetim vardı.neyse çok uzatmayacağım 1 buçuk senedir hala malzeme gelmesini bekliyorum. sonunda Tegev e Eski federasyon başkanımız Cengiz Beyi aradım. onlar bana yardımcı olabileceklerini Söylediler.onlar sayesinde birazda kendi çabalarımla 7 tane antreman kılıcı toparlamayı becerdim. bunlarında 6 tanesi 0 ve 2 numara 1 tanede 5 numara. lamlara gelince yaklaşık 10 senelik. isteyen arkadaşlar olursa fotoğraflarınıda gönderebilirim.
bütün bu olaylara rağmen yaklaşık 8 aylık bir süreçten sonra eskrim çalışmalarına başlayabildim.yaklaşık 1 buçuk senedir çalışmalarıma devam ediyorum.Çocukları neden müsabakaya sokmadığımı sormak isteyen olursa hemen cevabını vereyim. ben hemen 3 aylıkken bir çocugun müsabakalara sokulmasına karşıyım.bütün bunlarla beraber Bodrum milas arası hergun araba ile malzeme taşı gününü ayır. çok masraflı olmaya başladı. artık gücümün dayanmadığı noktada önce GSİM ikle görüşdüm daha önce eskrim kapalı olduğu için bütçe ayrılmadığını o yüzden bana çalıştırıcı ücreti verilemeyeceğini söylediler. başka alternatifler ararken GSGM lüğünün sözleşmeli antrenör yönetmeliğini buldum. burda şöyle bir madde var arkadaşlar burası çok önemli. GSİM lerinde antrenör olarak alınacak kişileri aşağıda ki şartlardan en az bir tanesine sahip olmalıdır. bunlardan 1 tanesinde ise 25 defa milli formayı giymek şartı var.Bu şarttan yararlanmak için federasyona başvurdum.Hemen aldığım cvbı söyliyim.Bundan Önceki arşivler tutulmamış Bazılarıda eski federasyon tarafından yok edilmiş.O yüzden sana milli sayısı belirtir bir belge veremeyiz.
Şimdi geçen gün yıllarca aynı takımda forma giydiğim milli takım arkadaşım Can Aydının yazısında belirttiği gibi federasyon seçimlerinde en çok millilik sayısına sahip iki kişi olarak oy kullanan milli sporcular Barış Övünç Bey ve Mustafa Kalender Bey’in arşivleri sapa sağlam bir şekilde arşivlerde durmaktamıdır? Bu sayıları madem çıkartabiliyolarsa aylardır neden benim dilekçeme cvp verilmedi????
sonuç olarak bu işlemler devam ederken ben günden güne kredi kartlarına borçlanmaya devam ettim.sonra federasyon bünyesinde 10 tane antrenör alınacağı açıklaması yapıldı. ben bunada başvurdum arkadaşlar.bunun içinde Mustafa Kalender Bey ile telefonda görüştüm. Bunun içinde doğu illerine antrenör alınacağını sivasta yozgat ta görev yapıp yapamayacağım soruldu. bende burada 70 tane sporcum olduğunu söyledim. ve evimin bodrumda olduğunu 2 seneden fazla zamandır burda yaşadığımı anlattım ikinci bir posta.Bunun üzerine benim gibi birde çkale de antrenörlük yapan bir arkadaşım varmış benimde tanıdığım sizin durumunuz özel olarak görüşülecek o yüzden ankaradaki mülakata gelme dendi. bunun üzerine haftalarca gene telefon trafiği sonunda geldik Bodrum müsabakasına. Bodrum müsabakasına gelindiğinde artık kredi kartı borcumu ödeyemez duruma geldim.Mustafa Kalender beyle özel konuşmak istediğimi kendisine ilettim. onunla içeriği şöyle olan bir konuşma geçti aramızda. Size Mustafa bey demeyeceğim. siz benim aynı zamanda yıllardır tanıdığım abimsiniz.sizden bir abi olarak bir kardeş olarak artık rica ediyorum. ben zor durumdayım kazandığım para yetmiyor. ve yakın zamanda izmire ailemin yanına dönemk zorundayım. lüften bana yardımcı olun en azından millilik belgemi verin ben GSGM ye başvurayım dedim. aynı şeyleri bir federasyon başkanımıza anlattım. bana seçimleri beklememi seçimlerden sonra yardımcı olacaklarını söylediler yani ocak sonuna doğru.bu arada Tabi Erdoğan KIZILDAĞ Ankara da antrenör olarak maaş almaya başladı.BEn gene sustum gene bekledim ocak sonunu.ocak sonu geldi benim artık dayanacak gücüm kalmadı ve izmire döndüm. geöen hafta bir gordumki federasyon antrenör alacakmış. üzerine aradım. Mustafa Bey senin için yapabileceğimiz bişey yok. istersen van yada diyarbakıra alalım seni dediler. gene hafızaları gitmiştir diye benim birçok öğrencim olduğunu bu çocukların yaklaşık 2 senedir eskrim yaptıklarını bunların ne olacaklarını söyledim. yapabileceğimiz bişey yok cvbını aldım. şimdi size şunu soruyorum arkadaşlar siz hayatınızda ilk defa antrenörlük yaparken ve ilk göz ağrılarınıza 2 sene emek verdikten sonra gitmek zorunda olduğunuzu söyleyip oturup onların ağlaması karşısında hiç ağladınız mı ? Bunu yaşayan bilir arkadaşlar.
Federasyon iyi işler mi yaptı.Evet yaptı. Bir antrenör ve bir bölgeyi tamamen sildi. bundan sonra iş hukuki boyutlara geçti millilik belgesi ile ilgili…Daha anlatacak çok olay var ama hepsini bu yazıda tamamlayıp sizide sıkmak istemiyorum.Yorumlarınızı bekliyorum…
Not: bu antrenörlük kursunda Başı Bağlı Ablalarla beraber aldım bende antrenörlük belgesini.eminimki onlar benden daha iyi durumdadır. Bizden eskrimci olmazmış onu anladık. saolsunlar.
Berent Öcek
berent demiş
Bu arada şöyle de ilginç bir konu var. Bu kadar antrenörlük kursu açmak çok iyi evet buna hem fikirim ama eskrim eğitimin temelini almamış hayatları boyunca eline silah değmemiş insanları eskrimci yapabilmek için çok uzun süreli ve ciddi bir eğitim gerekir. Siz şuna inanıyormusunuz? bu ülkede yıllarca eskrim milli takımında oynamış yıllarca eskrime gönül vermiş kişilere bu eğitim veriliyor mu? verilme imkanı varmı? verilse bile bu işten Türkiye şartlarında hayatını idame ettirebilecek kadar para kazanmak mümkünmü ? O yüzden artık sevgili federasyonumuz artık şöyle antrenör sayımızı arttırdık şöyle yaptık deyipte insanların gözünü boyamasınlar.Bunların hepsinin Kulüpler kurarak 1 kişi sporcu kayıt ettirerek 2-3 tane oy hakkı elde edip kendini sağlama alma politikasının ta kendisidir. Bunun böyle olduğunu herkes çok iyi biliyor ama. ye kürküm ye muhabbeti. bana dokunmayan yılan bin yaşasın yeterki benim saltanatım devam etsin.
Ben antrenörlük belgesini alırken 10 günlük derslerden 1 günü bile devamsızlık yaparsanız belgenizi alamazsınız diyen zihniyetler. hiçbir derse girmeyipte son gün sırf elleri kılıç tutsun iki tane adamın yanında bişeyler öğrensin diye gönderilen başı bağlı insanlar bugün bu ülkede antrenörlük yapıyolar.Ulu önder Atatürk’ün tarifini yaptığı ne sporcu şekline ne ahlakına nede öğretmen tanımına uymayor malesef.
Şimdi ben artık antrenörlük yapmıyorum. Ben bu işi bıraktım.Bizim dönemimizi az çok bilen insanlar var bu ülkede. Bir Can AYDIN Berent ÖCEK gibi sporcuları yetiştirmek çokmu kolay. veya bu örnekte Türk eskrim camiasında kaç tane adam var. Aklıma gelen birkaç tanesini daha yazayım lütfen atladığım arkadaşlar kusuruma bakmasınlar Can GÜLERSOY, Batuhan SARSILMAZ, Burç BORA, Özgür ÇİL, Ilgın Güçlüer, Seden Barışkan Şenoğlu, Serkan KAVZAN, Murat AKKUŞ. Saydığım isimlerin birkaç tanesi zaten antrenörlük yapıyor. onları da siz antrenör olarak değerlendirmez onlara değer vermez iseniz. Onların yokolması için elinizden geleni yaparsanız. Bir kuşağı komple silmiş olursunuz…
Sonrada bir bakıyorsunuz ki? bu kuşaktan sonra ki kuşak federasyon tarafından yetiştirildiği için hem antenör olarak maaş almakta. Hemde müsabakalara sporcu olarak katılmakta (BKZ. Bodrum Atatürk Kupası) Maça katılan genç sporcu antrenör arkadaşımla herhangi bir alıp veremediğim yoktur. tek derdim antrenörlük yaparsanız 1 sene boyunca müsabakalara giremezsiniz deyip bizi yıllardır maçlardan uzak tutan şahışlarladır.
Saygılar
BERENT ÖCEK
epeeci demiş
Erdoğan Kızıldağ’ı bu kadar ayrıcalıklı kılan nedir?
Can Aydın demiş
Mustafa Kalender’in sporcusu olması.
Keşke iş sadece Erdoğan ile kalsa…