Kim Bu İzmirli Antrenör?
Posted by sporgunlugu 24 Ocak 2009, Cumartesi
Sevgili Can Aydın, sitesinde bir haber yayınlamış. Daha doğrusu, bir iddia diyelim.
İddiaya göre, İzmir bölgesinden bir eskrim antrenörü, 02 Ocak 2009′da yapılan Türkiye Eskrim Federasyonu’nun Genel Kurul’unda aday olan Cengiz Aydın’ın listesinde yer alan Kaya Gücü’nü arayarak kendisinin haberi olmadan Cengiz Aydın’ın listesine yazıldığını internet ortamındaki eskrim platformlarında duyurmasını istemiş. İzmirli antrenör, bu talebi yerine getirmesi halinde Kaya Gücü‘ne Türkiye Eskrim Federasyonu’nun henüz ilan edilmemiş alt kurullarında ve düzenlenecek kamplarda görev verileceğini de ifade etmiş.
Sayın Kaya Gücü de habere yaptığı yorumda anlatılanların doğru olduğunu ve okuyucuların yorumlarını beklediğini söylemiş.
Bu iddia doğru olabilir. Ancak bir sorun var. İddiayı dile getirirken çok genel ifadeler kullanmamak gerek.
O İzmirli antrenör kimdir? Türkiye’de tek bir İzmirli antrenör olmadığına göre, bütün İzmirli antrenörler zan altında bırakılmaktadır.
Şu anda herkesin aklına bir isim gelmektedir. Acaba bu isim herkes için aynı mı? Belki hiç tahmin edilmeyecek biri aradı.
Sayın Gücü‘nün ismi açıklaması gerektiğini düşünüyorum.
İlgili Yazılar
O Antrenör Süleyman Karakurt (İmiş) (25 Ocak 2009, Pazar)





yalçın polatkan demiş
Yazık.
Üzülmemek elde değil ama nafile yapacak birşey yok. Tepede sağır sultan aşağıda piyonlar. Arkadaşlar ne yazıkki aşağıdaki piyonlar bizim gerçek eskrimcilerimiz yani kendini yönettirenler. ama onlara kızamıyorum çünkü zavallı hale getirilmişler tepedeki sağır sultan’ın tehditleri karşısında sinmek zorunda bırakıldılar umarım birgün gerçekleri anlarlar da haklarını aramaya başlarlar ama o zamanda tren çoktan arayı açmış olacak ve sadece arkasından bakakalacaklar. lütfen piyonlarımızı üzmeyelim onların bi suçu yok. Hedefimiz sağır sultan olmalı….
sporgunlugu demiş
Yalçın Bey.
Sultanla piyonlar arasındaki tabakayı unutuyorsunuz. Yöneticiler, antrenörler nerede?
Sporcuların tek derdi, antrenman yapıp maçlara çıkmaktır. Yönetim sorunları onları ilgilendirmez.
Sultan dediğiniz kişilere karşı hak arayacak kişiler kulüp yöneticileri ve antrenörlerdir.
Sinenler, yönetici ve antrenörlerdir. Acaba onlar da sindikleri için mi böyle davranıyorlar? Çıkar ilişkilerini her zaman görüyoruz.
Savaşacak olanlar idarecilerdir. Onlar ise konuşmakla vakit öldürüyorlar. Sporcuları da kendilerini yalnız hissediyorlar. Kulüplerinin, yöneticilerinin ne işe yaradığını düşünüyorlardır.
Her dönem bu sorun yaşanıyor. İnsanların eskrimi bırakmasının sebebi sadece okul veya kariyer endişesi değil. Bu atışmalar, çıkar kavgaları sporcuları pistlerden soğutuyor.
Eğer federasyonu sadece iki kişi yönetiyorsa, bu izlenimi Sayın Müminhan Bilgin ile paylaşmalısınız. Artık e-posta mı gönderirsiniz, mektup mu yazarsınız, telefon mu edersiniz yoksa sorumluluk sahibi ve işini ciddiye alan biri olarak randevu alarak yüz yüze mi konuşursunuz bilemem.
Yukarıdaki haberde ilginç bir hususa da değinmek gerek: Sayın Kaya Gücü’nden istenen şey çok ilginç. Sayın Gücü’nden Internet’teki eskrim platformlarında açıklama yapması istenmiş.
Demek ki bu platformlar işe yarıyor. Platformların etki alanını artık tartışmaya gerek yok. Belki de platformdan kasıt, federasyon yöneticileri ve onların şakşakçılarının muhalefeti baskı altına alıp birbirlerini pohpohladıkları grup olabilir. Bilmiyorum. Ancak “platformlar” dendiğine göre, Türkiye’de eskrimle ilgili yayın yapan tüm siteler, bloglar, tartışma listeleri amaçlanmış olmalı.
Federasyon ve onların destekçileri bu platformları takip ediyorlarsa neden eleştirileri dikkate almazlar?
Federasyonun diğer yetkilileri beraber çalıştıkları birkaç kişinin usulsüz, hukuka aykırı ve hatta ahlaksızca davranışlarından kendilerinin de etkileneceklerini, isimlerinin bu davranışlarla anılacağını tahmin etmezler mi? Yazılanlardan rahatsızlık duymazlar mı? Çalışma arkadaşlarına “ya siz ne yapıyorsunuz?” diye sormazlar mı?
Internet sayesinde demokrasi bilinci, düşünceyi açıklama hakkı iyice ortaya çıktı. Zamanında beni “alternatif gazetecilik yapmak” ile suçlayanlar bu özgür ortamdan, federasyonun ve insanların hatalarının bu kadar açık ortaya konmasından şikayetçilerdi.
Internet gazeteciliği ve bloglar aracılığıyla kamuoyu oluşturuluyor. Toplum bilgilendiriliyor. Siyasiler bile artık blog sitelerinden kaygı duymaya başladılar. Yeni dünya imparatoru Obama’nın blog sitelerin milyonlarca dolar ayırdığı biliniyor.
Eskrim de bu özgür ortamdan uzak kalmayacaktı.
Ben sayın Kaya Gücü’ne de çok teşekkür ederim. Ahlaklı duruşunu sergilemiştir. Bir akademisyene yakışan da budur. “İnsana yakışan budur” demek isterdim ama İzmirli antrenör gibilerini gördükten sonra bu kadar iddialı yazamıyorum.
Yukarıdaki yazının konusunu oluşturan onlarca, yüzlerce örnek sık sık karşımıza çıkmaktadır. Bu örneklerin ortaya konması, o ahlaksızların ifşa edilmesi gerekir. Onların utanması olmayabilir. Ancak camiada homurdanmalar başlar.
Herkesi eteğindeki taşları dökmeye davet ediyorum.
soner demiş
Bir spor adamı için önemli olan kazanmak değil,ülkemize iyi ve aydın insanlar kazandırmak demiş rahmetli Arman Talay,
Ve Atamız Türk Gençliğine şöyle hitap etmiş;
“Spor, yalnız beden yeteneğinin bir üstünlüğü sayılamaz. Anlayış ve zekâ, ahlak da bu ise yardım eder. Zekâ ve kavrayışı geri olan kuvvetliler; zekâ ve kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle basa çıkamazlar.’’
Ve devam etmiş;
‘’Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.”
Alp AYDIN demiş
Yazık,
Daha önce yapmış olduğum antrenör tanımından, bir antrenörün bilmesi gereken konuların hepsinden vazgeçiyorum.
Bunlar önemli konular elbette antrenör o hususları bilmez ise olimpik sporcular yetiştiremez.
Ancak bu konulardan önce antrenörlerin saygı, sevgi, hak yememe, nankörlük etmeme, etik kuralları, hakkaniyeti, dürüstlüğü, karakter sahibi olmayı, şerefleriyle, onurunları ile çalışmayı öğrenmeleri lazım. Aksi taktirde sporcularına nasıl iyi örnek olacaklar.
Sporcular antrenörlerini örnek alırlar ve her hareketlerini gözlemlerler.
Şimdi;
Sorarım size bu antrenörmü sporcularına iyi örnek olacak?
Sorarım size bu antrenörmü Ulu Önderimiz ATATÜRK’ün tanımını yaptığı spor insanı kavramına uyuyormu?
Federasyonumuz en iyisi o açacağı 20 küsür ildeki antrenör kurslarına yukarıda saydığım temel kavramları kapsayan birde ders koysun.
İddia edilen konunun baş rol oyuncusu olan İzmirli Antrenör önce bu temel kavramları iyice bi öğrensin, hazmetsin ondan sonra sporcu yetiştirsin.
Bu ülke eskrimi içinde en hayırlısıdır. Aksi halde kendisine benzeyen 10larca sporcu potansiyel tehlike arz eder.
Not: Sayın sporgünlüğü yazmış olduğunuz yazının sondan 3. satırında İzmirli hakem demişsiniz.
Saygı ve sevgilerimle
Alp AYDIN
sporgunlugu demiş
SAyın Aydın.
Uyarınız için teşekkürler. Düzelttim.