Dingo’nun Ahırı (Can Aydın’ın Yazısı)
Posted by sporgunlugu 7 Temmuz 2009, Salı
Türkiye Eskrim Federasyonu’ndaki rezaletler gün geçtikçe şiddetini arttırıyor. Bu konulara şimdilik girmeyeceğim. Ağustos ayından itibaren tekrar yazmaya başlayacağım.
Ağustos ayına kadar ise siteye gelen yorumları ve yazıları yayınlayacak; diğer sitelerdeki yazıların linklerini paylaşacağım.
Can Aydın,geçtiğimiz günlerde üç yazı yayınladı.
Bu yazıların linklerini veriyorum.





soner demiş
İki dönemdir işbaşında olan yönetim,mevcut sorunlarla uğraşan eskrim camiasının sorunlarına çözüm üretme yerine yeni yeni sorunlar yaratmakla zamanlarını geçirmekteler ve sorunların içersinde kaybolma noktasına doğru ilerlemekteler.Oysa sorunların içinde kaybolmak yerine paradigmalarını değiştirseler belki de başarılı olabilecekler.
Bir örnek;
Havaalanında aktarma yapmak isteyen yaşlı bir hanım, uçağının 2 saat gecikmeli olduğunu öğrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak,bekleme salonuna geçmiş. Yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış. Bir ara bakmış ki, yanındaki koltuğa oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini açıyor ve de yemeye başlıyor. Kurabiyelerin kendisine ait olduğunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış. Hatta canı o an istemediği halde, kutudan bir kurabiyeyi ağzına atmış. Her halde kurabiyelerin sahibinin kim olduğunu artık anlamıştır diye düşünürken, adam bir tane daha ağzına atmaz mı. Hemen kadın da bir tane daha atmış ve bir yarışma başlamış, adam bir tane, kadın bir tane. Sonuçta kutuda tek kurabiye kalmış, adam onu hızlıca kaparak ortadan bölmüş ve gülerek kadına ikram etmiş. O sırada, kadının uçağının alana indiği anonsu duyulmuş ve işlemler için kadın bankoya gitmiş. Pasaportunu çıkartmak için çantasını açtığında, ne görsün ; KENDİ KURABİYE PAKETİ, HIÇ AÇILMAMIŞ OLARAK ÇANTASINDA DURMUYOR MU ! MEĞER, ADAMIN KURABİYESİNİ YİYORMUŞ.
Bazılarımızın yazdıklarını, düşünce ve davranışlarını değerlendirip hüküm verirlerken eldeki veriler çoğu zaman yeterli olmayabilir.Davranışların nedenini bilmeden yanlış yargılara varılabilir.Oysa aynı enformasyona farklı bakabilseler sonuçlar daha doğru olacaktır. Buradan yola çıkarsak, çözemedikleri ,hatta anlayamadıkları sorunlar için, paradigma (zihin haritası) değiştirmeleri bir gerekliliktir.. Einstein’in bu konuda güzel bir deyişi var :
‘’Karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz’’. Çoğumuzun zaman zaman zaman yaptığı gibi, “sorunların içinde kaybolmak” yerine, paradigma değiştirmeyi başarıp, sorunlara farklı biçimde yaklaşabilenler, o sorunu aşma şansını da yakalayabiliyorlar. .
Zaten meseleleri karma karışık etmelerinin kökeninde meseleleri camiayla paylaşmamaları yatmakta.Oysa paylaşabilseler , farklı bir bakışın, farklı davranabilme kapısı aralama ihtimalini görebileceklerdir.. Çözümsüz gibi görülenler karşısında paradigma değiştirmenin önemini de anlayacaklardır
Bilinen bir gerçektir ki,başımıza gelenlerle, onlara verdiğimiz yanıtlar arasında geniş bir hareket alanı vardır..
Buradan hareketle bu merkeziyetçilerin uygulamalarına bakarsak davranışların temelinde hep bir düşman merkeziyetçilik görülmekte.. Kararlarının temelinde düşman gördüklerini engelleme isteği yatmakta… Yargılama açıları dar ve çarpık… Az olan güçlerinin kaynağı öfke, haset, hiddet ve intikam…Oysa barındırdıkları bu negatif enerji başka hiçbir şeye enerji bırakmayacak şekilde her şeylerini bozmakta ve mahvetmekte……