Eskrim Aktüel

Eskrimle ilgili Her Şey

  • Meraklılar

    • 184,262 kez tıkladılar
  • Twitter

  • Takvim

    Eylül 2009
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Ağu   Eki »
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    282930  
  • Fotoğraflar

    Kurbanov of Kazakstan Senior Men Fencing

    Team GB Senior Men Fencing

    Team GB Senior Men Fencing

    Team GB Senior Men Fencing

    More Photos
  • Arşiv

Milli Rezalet (Okuyucu Yazısı)

Posted by sporgunlugu 23 Eylül 2009, Çarşamba

Milli rezalet!
Kamp diye yaptıkları, antrenör diye çağırdıkları, milli takım seçimi için uydurdukları… Hepsi birer milli felaket.
Kondisyon kampı diye Uludağ’da yapılan kamp hazır olan sporculara basit, kondisyon çalışmamış olanlara da ağır geldi. Teknik kamp diye Aksaray’a giden sporcular boşuna zaman harcadı. Burak Babaoğlu kaç ders aldı mesela? Ona dersi kim verdi? O antrenör Burak’ı çalıştırmaya yeterli mi? Bayan kılıççılar kaçar ders aldılar? Zaten seçmeye katılmadan direkt takıma giren sporcular seçmelerin yapıldığı günlerde aylak aylak etrafta dolanmadılar mı?
Antrenör diye çağırılanlar zaten ortada. Cengiz Çiçekçioğlu dışındaki tüm antrenörler teknik kurul üyesi, yani antrenörleri seçen de onlar. Yani kendi kendilerini bu göreve layık gördüler. Metin Peki neden Cengiz Çiçekçioğlu? Aday kadroda sporcusu mu var? Ya da neden Metin Tapan? Sporcu mu var? Yok! Ama antrenörler. Daha da vahimi antrenör diye kendini orada olmaya haklı gören Teknik Kurul üyeleri Süleyman Karakurt ve Osman Yalçın sporun içinde geçirdikleri bunca yıldan sonra henüz sporun “s”sini idrak edemediklerini göstermeye devam ediyorlar. Utanmadan, sporcuların gözü önünde seçmeye katılan sporculardan kendi sporcularına taktik vermekten geri kalmıyorlar. Ayıp be ayıp! Bi de yetmezmiş gibi seçmelerde kendileri hakemlik yapıyor. Hadi gel de onların sporcusu olmadan gir şu takıma. Kabahat onlarda değil, onlara güvenip teknik meseleleri ve milli takımları onlara emanet edenler de. Onlar da sporun “s”sinden anlamadığı için ortada yadırganacak hiçbir şey YOK!
Daha seçmeler başlamadan hocalara soruldu: Seçme sonunda puanlar eşit olursa ne olacak diye? Cevap aynen şu: O 1000′de 1 ihtimal, biz hesapladık olmasına imkan yok, olursa onu olduğu zaman düşünürüz. Anlaşılan matematikten de anlamıyorsunuz. Hani olmazdı? Oldu işte! Erkekler flörede oldu. Sonra da bir tane daha 15 tuşluk maç yapın kazananı alacağız dendi. Çocuklar sabahtan öğleden sonraya kadar stres içinde maç yaptılar, sonuç eşit çıkınca da 3 gün boyunca oynanan pulleri bir kenara bırakın daha evvel klasmanda oluşmuş puan farkını ve daha evvel uygulanan yaşı küçük olanı tercih etme kriterlerini bir kenara iterek eski köye yeni bir adet daha getirdiler. Herhalde evvelden oluşmuş klasmana veya yaş kriterine bakmak üzerinde pek durulmamıştır çünkü öyle olsaydı Osman Yalçın’ın sporcusu Ali DAğdevirentürk milli takıma giremezdi.
Yazıklar olsun sizin gibi Türk sporunu idare edenlere, yazıklar olsun böyle plansızlığa programsızlığa.
Program demişken de: diyelim ki ben Dünya Şampiyonası’nda mücadele edeceğim. Bu kadroda gençler yaş grubundan bir sürü sporcu var. Sen eyyy federasyon, gidip bu yılın en önemli şampiyonasından 1 hafta önce (kimi branşlar için 3-4 gün önce) Gençler Türkiye Şampiyonası organize edersen bu sporcuların konsantrasyonları ağırlıklı olarak nereye kayar? Madem çok spordan anlıyorsunuz, çok iyi yönetiyorsunuz hadi buna cevap verin. Eğer gençlerde elle tutulur bir derece elde edemezse, mevcut müsabaka adetleri ve verdiği puanlar” göz önünde tutulduğunda o sene o sporcunun gençler milli takım şansı bir hayli azalmayacak mı? Milli rezaletsiniz!!!

Bir okuyucum, kamplar ve milli takım seçimlerine ilişkin görüşlerini paylaştı.

Milli rezalet!

Kamp diye yaptıkları, antrenör diye çağırdıkları, milli takım seçimi için uydurdukları… Hepsi birer milli felaket.

Kondisyon kampı diye Uludağ’da yapılan kamp hazır olan sporculara basit, kondisyon çalışmamış olanlara da ağır geldi. Teknik kamp diye Aksaray’a giden sporcular boşuna zaman harcadı. Burak Babaoğlu kaç ders aldı mesela? Ona dersi kim verdi? O antrenör Burak’ı çalıştırmaya yeterli mi? Bayan kılıççılar kaçar ders aldılar? Zaten seçmeye katılmadan direkt takıma giren sporcular seçmelerin yapıldığı günlerde aylak aylak etrafta dolanmadılar mı?

Antrenör diye çağırılanlar zaten ortada. Cengiz Çiçekçioğlu dışındaki tüm antrenörler teknik kurul üyesi, yani antrenörleri seçen de onlar. Yani kendi kendilerini bu göreve layık gördüler. Metin Peki neden Cengiz Çiçekçioğlu? Aday kadroda sporcusu mu var? Ya da neden Metin Tapan? Sporcu mu var? Yok! Ama antrenörler. Daha da vahimi antrenör diye kendini orada olmaya haklı gören Teknik Kurul üyeleri Süleyman Karakurt ve Osman Yalçın sporun içinde geçirdikleri bunca yıldan sonra henüz sporun “s”sini idrak edemediklerini göstermeye devam ediyorlar. Utanmadan, sporcuların gözü önünde seçmeye katılan sporculardan kendi sporcularına taktik vermekten geri kalmıyorlar. Ayıp be ayıp! Bi de yetmezmiş gibi seçmelerde kendileri hakemlik yapıyor. Hadi gel de onların sporcusu olmadan gir şu takıma. Kabahat onlarda değil, onlara güvenip teknik meseleleri ve milli takımları onlara emanet edenler de. Onlar da sporun “s”sinden anlamadığı için ortada yadırganacak hiçbir şey YOK!

Daha seçmeler başlamadan hocalara soruldu: Seçme sonunda puanlar eşit olursa ne olacak diye? Cevap aynen şu: O 1000′de 1 ihtimal, biz hesapladık olmasına imkan yok, olursa onu olduğu zaman düşünürüz. Anlaşılan matematikten de anlamıyorsunuz. Hani olmazdı? Oldu işte! Erkekler flörede oldu. Sonra da bir tane daha 15 tuşluk maç yapın kazananı alacağız dendi. Çocuklar sabahtan öğleden sonraya kadar stres içinde maç yaptılar, sonuç eşit çıkınca da 3 gün boyunca oynanan pulleri bir kenara bırakın daha evvel klasmanda oluşmuş puan farkını ve daha evvel uygulanan yaşı küçük olanı tercih etme kriterlerini bir kenara iterek eski köye yeni bir adet daha getirdiler. Herhalde evvelden oluşmuş klasmana veya yaş kriterine bakmak üzerinde pek durulmamıştır çünkü öyle olsaydı Osman Yalçın’ın sporcusu Ali DAğdevirentürk milli takıma giremezdi.

Yazıklar olsun sizin gibi Türk sporunu idare edenlere, yazıklar olsun böyle plansızlığa programsızlığa.

Program demişken de: diyelim ki ben Dünya Şampiyonası’nda mücadele edeceğim. Bu kadroda gençler yaş grubundan bir sürü sporcu var. Sen eyyy federasyon, gidip bu yılın en önemli şampiyonasından 1 hafta önce (kimi branşlar için 3-4 gün önce) Gençler Türkiye Şampiyonası organize edersen bu sporcuların konsantrasyonları ağırlıklı olarak nereye kayar? Madem çok spordan anlıyorsunuz, çok iyi yönetiyorsunuz hadi buna cevap verin. Eğer gençlerde elle tutulur bir derece elde edemezse, mevcut müsabaka adetleri ve verdiği puanlar göz önünde tutulduğunda o sene o sporcunun gençler milli takım şansı bir hayli azalmayacak mı? Milli rezaletsiniz!!!

4 Yanıt to “Milli Rezalet (Okuyucu Yazısı)”

  1. bU SPORA GÖNÜL VERMİŞ BİR BABA demiş

    Sayın spor günlüğü
    İsmi mi böyle nitelendirdim aslında flörede yazınızda adı geçmeyen ve Ali Dağdevirentürk karşısında haksızlığa uğramış olan Hadi Özgürkan’ın babasıyım ve bu camianın içinde 35 yıldır sessiz sedasız varım. Ancak bu yazınızı okuduktan sonra bende hem haksızlığa uğramış bir sporcunun babası, hemde bu camianın bir ferdi olarak yapılan haksızlıkların, adam kayırmaların, bundan sonra son bulması dileğiyle birkaç kelime yazmak istedim.
    Ali de bizim sporcumuz ama yapılan gerçekten büyük haksızlık.Sizin yazdıklarınıza ekliyeceğim Hadi nin 2009 yılında 1 Türkiye Gençler şampiyonluğu, 1 Türkiye Büyükler 6. lığı ve son iki turnuvada da üst üste 2 kez Türkiye 3.lüğü var ve klasman puanı 35
    Ya Ali Dağdevirentürk’ün 1 Türkiye 3 lüğü vede Türkiye 12 liği var bu sene ve klasman puanı 25
    ve sayın teknik kurulumuz bu puanlamayı göz ardı edip
    Milli takım kampı diğer adıyla Milli takım seçmeleri kampında seçmeler yapıyor ve sonuç 71 puanla Hadi ve Ali eşit pulleri bitiriyor.Ne olacak?Hadi’nin puan avantajı var klasmandan, olmadı yaş avantajı var ama OLMUYOR….
    Ne yapalım 15 lik bir maç daha
    Sonuç 15-12 Ali önde oldu işte ŞİMDİ SORUYORUM sayın teknik kurul acaba Hadi alsaydı bu maçı bir maç daha yaptırmazmıydınız,ÖĞLE DEĞİL Mİ;
    Sayın Metin Hocam, Osman Hocam,
    Bunları niye yazıyorum birşey değişeceği için değil ama bu spora gönül vermiş bir baba ve onun oğlu için

  2. sporgunlugu demiş

    İlgili yazı bana ait değildir. Kampın detaylarını bilmiyorum. Antrenörler hakkında konuşacak durumda da değilim. O yazı bir okuyucum tarafından gönderilmiştir.

    Size ve oğlunuza geçmiş olsun! Aslında Tahkim Kurulu’na itiraz edebilirsiniz ama zorlamayacaksınız sanırım.

  3. kuark demiş

    ben zaten burda bi yazıda demiştim acaba o tarhlerde olan gençler şampiyonasına katılacaklarmı kamptakiler diye. ısrarla duruyorum üzerinde faaliyet takvimi filan hiçbişey kontrol edilmiyor hiçbişey amacına uygun yapılmıyor ne sporcu düşünülünüyor nede spor! ne utanmaları var böyle gelmiş böyle gitcek diyolar öylede oluyo.. herkes yolunu tutturmuş gidiyor işine geldiği neyse o..
    evet bi çok sporcu ailesi böyle entrka dolu şeylerle uğraşmak istemedği için çocuklarını spordan alıyolar spordan kastım eskrim! ama spor olduğunun farkında olan neyazıkki az kişi. eskrim ülkemizde borsa gibi.. yatırım kısa yoldan köşe dönme aracı belki kumar yada kazı kazan gibi bişey olarak görülüyor. spor olarak görün ve hakkınızı üzerinize düşeni yapın artık yapamıyosanız çekilin. bukadar laf bukadar kirli çamaşırlar ortaya çıktı herşey. ama kimse oralı olmuyor. neden olsunlarki onları denetliyen kurul kendileri zaten! uçuca birleştirin turnuvaları kim gümbürütüye giderse gitsin antronor kendini antronor olarak atasın sora zaten belli olan kişiler gitsin diye binbir turlu kılıf uydurulsun. gene beraberlk olsaydı gene yaparlardı maç olmadı yazı tura atarlardı:). başkanın kızı gelsin diye alakasız bisürü kişi çağırılmadımı. yeni kurallar üretilmedimi. oda öyle olurdu iki yüzü tura yaparlardıda sen yazıyı seçtin hadi bakalım tura geldi diyip gene götürüceklerini götürülerdi…

  4. soner demiş

    Eskrim ,bir köşesinde sporcu,ikinci köşesindeantrenör, üçüncü köşesinde idareci bulunan bir üçlemedir.
    Antrenör de bir eskrimcidir ve her eskrimciden antrenör yaratılamaz.Dogal olarak eskrim sporuna başlıyan her sporcu başarılı olmak ister ve antrenörüde onun başarılı olmasını ister.Eger bir sporcu başarılı olamıyorsa ,öncelikli olarak antrenörünü sorgulamak gerekir.Eskrim antrenörü kendisini geliştirmeli ve bizzat kendiside çalışmalıdır.Ögretmek istediği hareketleri dogru bilmeliki sporcusuna doğru olarak tarif edebilmeli ,detayları vermeli ve sporcusuna istediği hareketleri net olarak anlatabilmelidir.Bunun içinde sporcusu ile diyaloğ halinde olmalı yani diyaloğa açık olmalıdır.Eger bir sporcu tüm bu koşulların yerine gelmesine ragmen başarılı olamıyorsa aralarında bir dialoğ eksikliği olduğu kesindir.
    Bunun dışında diğer bir önemli faktörde antrenör sporcusuna İYİ ÖRNEK olmalıdır.
    Dünya şampiyonası öncesi kampmı seçmemi ne olduğu anlaşılamıyan ,adlandırılamıyacak bu dönem sonrası ,bu bloğda, gerek sporcuların gerekse velilerin yazdıklarından,kampa katılan hocalarda bu unsurların bulunduğu söylenebilirmi?
    Acaba,bu bahsettiğimiz dönemdeki gibi sporcuları biryerlerde toplayıp ,başlarına kalifikasyonu uygun olmıyan antrenörler koyarak başarıya ulaşılabilirmi?yada bir şeyler yapılabilirmi?
    Dogaldırki hayır.
    Öncelikle, her yaptırım ,her değişiklik yönetim tarafından gerçekleştirilir. Hiçbir gelişim yada değişim yada uygulama yönetimin imzası olmadan gerçekleşemez. Bunu bilelim. Yani ,gelişme yönetimin izin verdiği kadar olabilir de diyebiliriz. Çünkü yönetim, konunun sınırlarını kendi bilgisi dahilinde büyütebilir geliştirebilir.

    Demek ki başarı, yönetimin aldığı kararların doğruluğuna doğrudan bağlıdır. Başarı yönetimin iradesi ve izini ile başlar ve belki gelişir.
    Mevcut federasyonun( uygulamalarına bakılırsa)dikkate aldığı husus niceliktir,nitelik onlar için ikinci planda kalmaktadır.81 ilde eskrim yaptıracagız diyerek ,yüzlerce çocuk arasından nasıl olursa olsun, bize lazım elemanlar yetişecektir zannetmektedirler. Büyük hata, işte burada yapılmaktadır.
    Buradaki kritik nokta antrenördür.Yani antrenör konunun olmazsa olmaz faktörüdur. Antrenörün kalifikasyonu sporcunun seviyesini tayin edecektir. Antrenör matematiksel anlamda parantez dışındaki çarpan gibidir.

    Yönetim, bu işler için makro düzeyde planlama yapmalı ve planlamasında, mutlaka öncelik tanıması gereken konuları belirlemelidir: Antrenörlerin kalitesi nasıl geliştirilecek ? İyi antrenör kimdir ? Objektif ölçüm nasıl yapılmalı dır?Tüm bunlar bilinmeli eger konabiliyorsa kulüp bütçelerine mutlaka, antrenörlerini geliştirmek için bir ödenek konulmalıdır.

    İşte, tüm spor branşlarında yapılan ,gelişmeyi önleyici hata.. Ama bu hata eskrimci yetiştirmenin olursa olmaz faktörüdür.Bu tarz organizasyon ve planlama ise yöneticinin kalitesini ve bilgi birikimini ortaya koyar. Yetişecek oyuncu kalitesi ise antrenörün bilgi ve birikimine bağlıdır. Nasıl ki temel spor yapısı organizasyonunda yönetici kalitesi sistemi sınırlıyorsa, antrenörün kalitesi de yetişen oyuncu kalitesini sınırlar.

    Mevcut eskrim yönetimi bu planlamayı yapabilecek yetkinliktemi?değilmi?
    Üç yıldır göremiyoruz,bakalım ilerleyen zamanlarda görebilecekmiyiz.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

Gravatar
WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.